SGK'da dolgu ve protez için ücret alınır mı?

SGK'dan dolgu ve protez yaptırmak ücretli mi? SGK, kendi bünyesinde bir çok sağlık hizmetini veriyor. Bu hizmetlerin karşılığında da hi...

Osmanlı'da SGK

Osmanlı’da Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) var mıydı? Bu kurumlar hangi alanlarda insanlara yardım ederlerdi. Görev alanları nelerdi? Osmanlı’da kısaca SGK nasıldı?

Dünya kurulduğundan bu yana dar gelirli, yaşlı, aldığı maaşı yetmeyen kimseler olmuştur. Bu dünyada yaşananların bir parçasıdır. İnsanoğluda yaşanan dengesizliği düzeltmeye çalışmıştır. Tarih boyunca Türkler de Sosyal Güvenlik Kurumu (bu günkü adıyla SGK) konusunda önemli adımlar atmışlardır.

Türkler İslam’dan öncesinde ve sonrasında da bu yardımlaşmaya önem vermişlerdir. Özellikle İslamı kabul etmeleri ile birlikte Sosyal Güvenliğe üst seviyede artmıştır. Tabi ki o zamanın şartlarıyla bu zamanın şartlarını aynı kefeye koyamayız. Ama özellikle Osmanlı İmparatorluğu zamanında zekat verebilecek kimsenin bulamadıkları bilinen bir gerçektir. Bu da bize öyle bir teşkilat varki zekata bile ihtiyaç kalmamış dedirtebiliyor.

İslamın “insanların en hayırlısı, insanlara en çok faydalı olanlardır” demesi, özellikle Osmanlı’nın SGK konusunda vakıfları kurmaya itmesine neden olmuştur. Birçok vakıf kurularak yaşaması için ellerinden geleni yapmışlardır. Çevremize biraz baktığımızda eserlerini görürüz. Hastane, köprü, kitaplık, han, çeşme gibi herkesin kullanabileceği yerler olarak görürüz. Bunun yanında öksüz yurtları, yoksul öğrencilere yurtlar, aş ocakları, yoksul ve kimsesizlerin barındırılması, güçsüz, hasta ve sakat bireylerin bakımı gibi amaçlara yönelik vakıflar da bulunur. Bu vakıfların bir çoğu da günümüzde hala yaşamaktadır.


Osmanlı’nın bir farklı SGK anlayışı ise, emek ile çalışanlarlara yani çırak-kalfa-usta ilişkisinde, meslek sahiplerine verdiği önemdir. Meslek sahiplerine verilen değer, sağlanan yardımlar ve bu meslek sahiplerini çoğaltarak ülkenin her yerine yayılmalarını sağlamaktır. Bu bağlamda AHİLİK teşkilatı kurulmuştur.

Selçuklu döneminde başlayan bu uygulama Osmanlı döneminde de etkili bir biçimde kendini gösterir. Hatta Osmanlının kurulmasında ve hızlı bir biçimde gelişmesine Ahilik teşkiletinın önemi büyüktür. Bunun devamında Osmanlı bu teşkilatı geliştirmiş ve güçlendirmiştir. Ahilik sisteminin yanına da Yaran Odaları kurarak halkın yaşam seviyesini üst seviyelere çıkarmıştır.

Anadolu’yu gezen ünlü Faslı gezgin İbni Batuta, ahiler hakkında der ki: “Ahiler , Anadolu’da yerleşmiş bulunan Türkmenlerin yaşadıkları her vilayette, her şehirde, her köyde bulunmaktadırlar. Ülkelerine gelen yabancılara yakın ilgi gösterirler, yiyecek, içecek ve tüm ihtiyaçlarını özenle sağlarlar. Ayrıca bulundukları yerlerdeki zorbaları yola getirir, bunlara katılan kötüleri ortadan kaldırırlar. İşte bu gibi hususlarda ahilerin eşi ve benzeri yoktur... Dünyada bunlardan daha güzel, daha yararlı iş yapan kimseler görmedim.” Ayrıca, İbni Batuta Ahilerin gündüz işlerinde çalıştığını, gece tekke ve zaviyelerde toplanarak reislerinin sohbetlerini dinlediklerini, zaviyelerin masraflarını karşılamak üzere vakıflar teşekkül ettirildiğini de bildirmektedir.

Osmanlı meslek sahipleri konusunda çok hasas davranmış ve SGK anlayışını üst düzeyde yerleştirmiştir.

Osmanlı’da SGK anlayışının bir farklı şekli, bu günkü adıyla BAĞ-KUR’dur. Ozamanın ismi ise “Esnaf Vakfı” , “Esnaf Sandığı” ve “Esnaf Kesesi” olarak bilinir. Burda ayrıntıya çok fazla girmeden kısaca çırak, kalfa veya usta iken sakat kalan çalışan bu sandıklardan yardım alırlardı. Ayını zamanda diğer ustalarda malul konuma düşün çalışanlara yardım ederlerdi.

Osmanlı’da SGK’nın bir farklı örneği de Yaran Odaları’dır. Yaran Odaları Ahilik teşkilatının yan kuruluşu olarak faliyet gösterirlerdi. Odalar, her yolcuya, her yabancıya, onları yanlarındakilerine,  hayvanları ile birlikte günlerce, haftalarca konuk ederlerdi. İhtiyaçları da karşılanırdı.

Yolcuların dışında gençlerin eğitme görevini üzerine almışlardı.

Yaranlar aynı zamanda köyde yapılacak dügün, yardım yoksul ve kimsesizlerin bakımını da üstlenirlerdi.

Bu yardımlar aynı zamanda tarım alanında da devam ederdi.

Osmanlı’da SGK her zaman vardı. Aslında biraz araştırdığımızda bu günkü yarımlaşmanın kurulmasında en önemli etken o günlerden gelen bu geleneklerin devam etmesiydi. Ama gün geçtikçe bozulmalar olmuş ve bu kurumlar göz ardı edilmiştir. Bunun sonucu yalnız, bencil ve duyarsız bir toplum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder